Kartomansist&Helenistik Numerolog
Arzu ÖZGÜN

Kartlarla Başlayan,
Ruhla Süren Yolculuk
Tarot’la tanıştığımda henüz on dört yaşındaydım.
Ne bir hocam vardı, ne kitaplarım.
Ama içimde güçlü bir çağrı vardı… Tarif edemediğim ama beni harekete geçiren, sanki uzun zamandır beklediğim bir sesi duymuşum gibi…
İlk kart destemi aldığımda, onları sadece bakmak için değil, duymak için aldım.
O yaşlarda, hiçbir yazılı kaynağa başvurmadan, tamamen içimden geldiği gibi her kartla konuşmaya başladım.
Ve ilginçtir ki her kart herkese aynı şeyi söylemiyordu.
Aynı kart, farklı insanların ellerinde farklı cümlelerle bana kendini anlatıyordu.
Ben de her defasında ona kulak verdim.
Tarot, o günden beri hayatımın sessiz ama en derin dili oldu.
Yıllar boyunca sayısız okuma yaptım. Hiçbirini ezberden yapmadım.
Kendi içimden doğan kelimelerle, sezgimin gösterdiği yoldan ilerledim.
Ne zaman kartlara dokunsam, kalbimin alt katmanları açılıyordu.
Ve bu süreç boyunca, en çok kendimi tanımaya başladım.
Sonra bir dönem geldi; kartlardan fiziksel olarak uzaklaştım.
Ama bu uzaklık, kopuş değildi.
Kalben bağım hep sürdü.
Yalnızca o dönem, kartlar konuşmadı. Sustum ve dinledim.
Ve içimde çözülmeyen bir şeyin varlığını hissetmeye devam ettim:
Çocukluğumu hatırlayamamak…
Zaman geçtikçe belleğimden parçaların silinmesi…
Bir şey vardı, açıklayamadığım...
Derinlerde bir soru hep yankılandı:
“Ben kimim?”
O sorunun cevabına, değerli hocam Medyum ve Yazar Helen Akkaya ile yaptığım bir spiritüel çalışmada ulaştım.
Orada öğrendim BEN KİMdim.
Yani dünyada bedenlenmiş, ancak ruhsal düzeyde bir ruh değişimi yaşamış bir varlık…
Bu bilgi, kalbimin en derin yerine çok tanıdık geldi.
Sanki zaten biliyordum.
Sadece biri bunu benim iç sesime tercüme etmişti.
İşte o andan itibaren hayatımda her şey yeniden şekillenmeye başladı.
Artık tarot kartlarımla yalnızca bireysel değil, kolektif bir bağ kurmam gerektiğini anladım.
Sadece kendime ya da yakın çevreme değil;
daha fazla insana,
daha çok ruha,
daha geniş bir alana dokunmalıydım.
Tarot artık bir araç değil;
bir köprü, bir çağrı, bir şifa alanıydı benim için.
Ve sonra tekrar kartlara döndüm.
Ama bu dönüş artık başka bir bilinçleydi.
Her kart daha da derinleşti.
Her açılım bir meditasyona, her mesaj bir ruha dokunuşa dönüştü.
Ve bir gün, o içsel ses yine konuştu:
“Yapmalısın.”